ana sayfa

| iletişim | eski ogelk.net |
Ara  
 

 
Ana Sayfa  » Akademik » Farkındalık/Kabullenme » Yazı ve çeviriler » Farkındalık temelli terapilerde kavramsal esaslar PAYLAŞ  

Farkındalık temelli terapilerde kavramsal esaslar

 

Kaynak

Melbourne Academic Mindfulness Interest Group . Mindfulness-based psychotherapies: a review of conceptual foundations, empirical evidence and practical considerations. Australian and New Zealand Journal of Psychiatry 2006; 40:285–294

------

Farkındalık, dikkati yoğunlaştırmayı içeren bir yöntemdir. Özellikle yargılamadan şimdiye odaklanmaktır. Bu bilinçli olarak dikkatin geliştirilmesidir. Farkındalık alıştırması, açıklık, kavrama, merak ve yargılamama eğilimlerini içerir. Farkındalıkta vurgu, görülen ya da algılanan şeyleri değiştirmeye çalışmadan oldukları gibi kabul etme üzerindedir.

Farkındalık, “otomatik pilotta olmak” da denilebilen alışılagelmiş zihinsel işleyişten farklıdır. Farkındalık, öncelikli olarak amaç odaklı bir aktivite değildir; ancak ikincil etkileri vardır. Örneğin, farkındalık gevşeme (relaksasyon) getirse de bir gevşeme alıştırması değildir. Yaratacağı etkiler ve sonuçların ne kadar yararlı olup olmayacağı düşünülmeden ve yargılayıcı olmadan farkındalığın vücuda ve zihne getirilmesidir.

25 yıldan uzun süredir farkındalık eğitimi hastanelerde ve kamu ortamlarında ağrı yönetimi ve stres azaltma programlarında kullanılmaktadır. Farkındalık eğitimi, sınırda kişilik bozukluğunun tedavisinde kullanılan diyalektik davranışçı terapinin temel parçalarından birisidir. Aynı zamanda Kabullenme ve kararlılık terapisinin (Acceptance and Commitment Therapy-ACT) de temel taşlarından biridir. Farkındalık eğitimi, psikiyatrik bozukluklardan hayattan zevk almamaya uzanan geniş bir alanda kullanılmaktadır. Farkındalık eğitiminin kullanıldığı diğer alanlar kaygı ve yeme bozukluklarıdır.

Farkındalık eğitiminin etkisinin temel psikolojik mekanizmaları şunlardır:

 

Dikkati yoğunlaştırmak

Dikkati belli bir biçimde vermek, dikkati nasıl bir yol izleyerek verdiğinin farkında olmak, yani dikkatin odağını kontrol etmektir. Bilişsel psikolojide, dikkatin odağını kontrol etmeyi de içeren düşünce süreçlerini kontrol etmek “metacognition” yani üstbiliş olarak adlandırılmaktadır. Bu kontrol etme, dikkatin aktif bir şekilde yönlendirilmesi açısından önemlidir. Düşüncelerin, gerçeği yansıtmaktan çok gelip geçen zihinsel aktiviteler olarak görüldüğü göz önünde bulundurulduğunda,  üstbilişsel süreçler aynı zamanda kişinin odağını düşünceden çekilmesini de sağlamaktadır. 

 

Dikkati amaçlı bir şekilde şimdiye odaklamak

Dikkati bu şekilde odaklamak, şu anki deneyime odaklanmak anlamına gelmektedir. Şu ana dikkatini verme alıştırmaları, kişinin şu anla ilgili farkındalığının artmasını sağlayabilir. Geçmiş ya da gelecekle ilgili ruminasyon ve hayaller daha çabuk saptanabilir. Böylece kişinin dikkat süreçlerini kontrolde kendini geliştirmesi söz konusu olabilir. Farkındalık kişinin dikkatini geçmişten şimdiye çekmenin yanı sıra, dikkatin şimdiden sapmasını da önlemektedir. 

Bir problem çözme tekniği olarak farkındalık, ruminasyonu durdurmayı hedefler. Böylece farkındalık, ruminasyonu durdurmanın yanı sıra hedef odaklı ve gereksiz detaylı düşünme süreçlerini de durdurur.

Dikkati şimdiye vermek, kişinin odağını o anda zihnine ne gelirse o noktada toplamasını sağlamaktadır. Bu, olumsuz duygu, fiziksel duyumlar ya da rahatsız edici düşünceler ya da görüntüleri de kapsar. Farkındalık, deneyimsel kaçınmanın ve dikkati dağıtmanın tersine rahatsız edici deneyime odaklanmaktır.

Kaçınma ve dikkati dağıtma geçici bir stres tetikleyicisinde işe yarayabilir. Ancak daha uzun süreli acı, stres ya da rahatsızlık durumlarında uygun olmayan bir yöntemdir. Bununla tutarlı olarak bulgular, düşüncenin bastırılması ya da kaçınma davranışının düşüncenin ve duygunun kontrol edilmesinde kullanımının uzun sürede faydalı olmadığını göstermektedir.

Farkındalık’ta, olumsuz duygu ya da düşünceden kaçınma yerine o duygu ve düşünceye maruz kalma ve kabullenme vardır. Burada kabullenme, katlanma ya da boyun eğme olarak görülmemelidir. Burada kabullenme, deneyimin değerlendirilme ve bastırılmasının azaltılması olarak görülmelidir. Bu duyarsızlaştırma mekanizması olumsuz duyguyu azaltmakta ve ruhsal sağlığa olumlu yönde desteklemektedir.

 

Yargılamadan dikkati verebilmek

Farkındalık’taki etkin bir başka mekanizma yargılayıcı tavırdan kaçınılmasıdır. Kişinin kendi deneyimleri hakkındaki yargılayıcı tutumunun deneyimin etkilerini arttırdığı söylenmektedir. Bilişsel ve duygusal deneyimleri yargılamak ve değerlendirmek yerine farkındalık bu deneyimleri sadece fark etmemizi öğretir. Farkındalık, alışılagelmiş iki uçlu değerlendirmeler yerine ulaşılabilir geniş bir düşünce ve davranış aralığı yaratmaktadır. Bu gelişmiş bilişsel esneklik, kişinin deneyim yaşamaya açıklığını arttırmaktadır. Bunun yanı sıra, kişinin bazı deneyimleri “düşman” gibi etiketlendirmesini de önlemektedir. Bu yargılayıcı olmayan felsefe kişilere yaşadıkları zorluklarda yardımcı olmaktadır.

 

Bilişsel terapi ve farkındalık temelli yaklaşımlar arasındaki farklar

Bazı farkındalık temelli müdahaleler geleneksel bilişsel-davranışçı yaklaşımlarla benzer bir yolla ilerlese de, düşüncelere odaklanmaktan uzaklaşma ile zihnimizde hakim olan düşüncelere verdiğimiz yanıtlarda değişimler olmaktadır. Burada temel “düşünce gerçekle aynı şey değildir” fikridir.

Farkındalık temelli yaklaşım, genellikle işlevsel olmayan düşünceleri çürütmek üzerinden gitmez. Buna paralel olarak farkındalık temelli yaklaşımlar düşüncenin içeriğinden çok düşünce sürecini değiştirmeyi amaçlar. Bilişsel terapiden sağlanan faydada önemli faktörlerden biri düşünce içeriğinden çok sürecinin değişmesidir. İki yaklaşımın ayrıldığı noktalardan biri de budur.

 

Farkındalığın psikolojik faktörleri ile ilgili deneysel bilgiler

Farkındalık-temelli yaklaşımların mekanizmaları hakkında şu ana kadar kısıtlı araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmalardan elde edilen bazı bulgular aşağıda verilmiştir:

-Farkındalık temelli bilişsel terapi ve otobiyografik hafıza üzerine yapılan bi çalışmada, farkındalık temelli bilişsel terapi gören katılımcıların aşırı genelleştirilmiş otobiyografik hafızasında gerileme görülmüştür. Bu değişim kişinin, “Çocukluğum berbattı” gibi genel bir yargıda bulunması yerine, “Çocukluğumda babamla iyi anlaşamazdım ama çok iyi arkadaşlarım vardı” gibi daha detaylı anılar anlamına gelmektedir. Aşırı genelleştirilmiş otobiyografik hafızanın depresif kişilerde bir kişilik özelliği olarak görüldüğüne inanılmaktadır. Farkındalık eğitimi, bu kişilerin duygusal anılarına, kişisel başarısızlıklar ve umutsuzluklar üzerindeki algılarına odaklanarak depresif semptomların oluşması yerine, kişisel anılarının bütün bölümlerinin çok daha farkında olmasını sağlıyor olabileceği ileri sürülmüştür.

-Yakın zamanda yapılmış bir araştırmada, bilişsel işleyiş ve duygusal semptomlar üzerine kurulmuş 10 günlük bir farkındalık eğitimine katılan kişilerin depresif semptomlarında belirgin bir azalma görülmüştür. Kontrol grubu ile kıyaslandığında, farkındalık eğitimine katılan grubun farkındalık düzeylerinde, dikkat sürelerinde ve kısa süreli belleklerinde belirgin bir artış olduğu saptanmıştır. Bunlara ek olarak, kısa süreli bellekteki gelişmelerin farkındalıkla ilgili müdahalelere aracı olduğu anlaşılmıştır. Bu bulgular, bilişsel değişimlerdeki, özellikle üstbilişsel farkındalık ve bilişsel yürütme işlevleri bağlamlarında farkındalığın etkinliğini göstermektedir.

                                                                                                    

Çeviren: Psk. Ceren Koç

 
 

Kişisel

Herkes için...

Akademik

web siteleri