Dopamin hayatımızın merkezinde ama
farkında değiliz. Dopamin sinir
hücreleri arasında iletişimi
sağlayan ve nörotransmitter adı
verilen bir madde. Ancak bu madde
bedenimizin ve ruhumuzun en kıvrak
yerlerinde görev alıyor.
Kan
basıncını ayarlayan ve hareket
etmemizi sağlayan madde dopamin. Bu
madde tansiyonumuzu yönetiyor.
Dopamin olmadığı durumlarda kaskatı
kesilebiliriz. Aynı Parkinson
hastalığında olduğu gibi.
Dopamin sadece bedenimizin değil,
hayatımızın tansiyonunu da
ayarlıyor. Hafızayı sağlayan madde
de dopamin. Bir şeyleri öğrenmenin
yolu dopaminden geçiyor. Dopamin
azalırsa dikkatimiz de azalıyor.
Doping maddelerinin bir kısmı
dopamini artırıyor. Böylece dikkat
kesiliyoruz.
Uykumuzu ayarlayan maddelerden
birisi de dopamin. Hatta bir sorunun
çözümünü sağlayan ve beynimizde bu
analiz işleminin gerçekleşmesinde
rol alan da dopamin. Yok artık
demeyin, daha bitmedi!
Dopamin aslında haz maddesi. Bir
şeyden haz aldığınız zaman bilin ki,
dopamin beyninizde bir bölgeden
başka bir bölgeye doğru bol miktarda
salınmıştır. Sigara içtiğinizde veya
çikolata yediğinizde dopamin
harekete geçiyor. Güzel bir yemek
yerken, daha ilk lokmalarda
hissetmeye başladığınız haz, dopamin
sayesinde.
Dopamin ruh halimizi de etkiliyor.
Kendimizi daha iyi daha hoş
hissediyoruz. Olmaması ise, bir
ceza. Cezalandırıldığımız zaman
dopamin ortalıktan kayboluyor. Yani
ödül-ceza mekanizmasını dopamin
çalıştırıyor.
Aşık
olduğumuzda kendimizi iyi
hissederiz, hiperaktif oluruz,
uykumuz azalır. Haz duyarız.
Sevgilinizden dolayı değil, kendi
beyninizde salınan dopamin yüzünden
oluyor bunlar.
Dopaminin sadece hoşlanmak değil,
“istemek” ile de ilgili olduğu
gösterildi son yollarda. Bazen
hoşlanmasak bile bir şeyi isteriz.
Bir şey bize zarar verse bile onu
isteriz. “Saçma ama bile bile gene
yapıyorum” dediğimiz durum…
Bu
haliyle dopamin bağımlılığın temel
oyuncularından birisi. Bağımlılıkta
önemli roller üstleniyor. Suçlusu
değil ama “aracısı” diyebiliriz.
İster uyuşturucuya, ister bilgisayar
oyunlarına, ister bir kişiye,
isterseniz sekse bağımlı olun, fark
etmez. Aracı madde hep aynı; dopamin!
Dopaminin fazlası zarar, azı karar!
Yaz
günü odasına kapanıp bilgisayar
başında geçiren kişiye garip
bakmayın. Denize girip keyif alandan
farkı yok. O da bilgisayar başında
dopamin saldırtıyor beynine!
Dopaminin öğrenmeden de sorumlu
olduğunu söylemiştik. Haz aldığımız
nesneyi anlayınca bunu beynimize
öğretir dopamin. Artık o nesneden
haz adlığımızı bilir beynimiz.
Bilgisayarı haz nesnesi olarak
öğrenen beyin, denize girmekten
bihaberdir artık. Haz için bildiği
tek nesne haline gelir.
Bilgisayarın yerine alkolü,
sevgiliyi, yemeği koyun fark etmez!
Mekanizma aynıdır.
Kabahat dopaminde değil. Dopaminini
eğitemeyenlerde! Yeni haz
nesnelerini bağımlılık nesnelerimiz
yerine koymaya başlarsak, bir süre
sonra dopamin beynimizin bunu
öğrenmesine yardımcı olacaktır.
Beyin öğrendiğinde ise artık bu yeni
nesnelerden haz alacaktır. Eski
hazlar, “eski alışkanlıklar” haline
dönecektir.
İstemek için, biraz öğretmek
gerekli. Öyle hemencecik öğrenmiyor
beynimiz haz almayı. Beynin yönetimi
elimizde. Ama istersek.
Beyin
öğrendi mi, kolay bırakmıyor!