Genelde depresyonu kış hastalığı
olarak bellemişizdir.
Kış aylarının hüznü ile depresyonu
özdeşleştiririz. Kış aylarının
soğukluğu, depresyonun yüzü gibidir.
Yazın sıcaklığında, insana
yakınlığında depresyon olur mu? Yaz
tatil mevsimi değil midir? Yaz tüm
sorunları bir erteleme, öteleme
dönemi sunmaz mı? Depresyon nasıl
girer yazın içine!
Ama depresyon mevsim tanımaz. Hele
bizim gibi hep güneş alan ülkelerde,
depresyonun kışın olması gibi bir
belirleyicilik de yoktur.
Az güneş alan kuzey ülkelerinde,
güneş ışınlarının zayıflığı
depresyona yol açabilir. Hatta bu
nedenle ışık tedavisi yapılır.
Bizim ülkemizde kış günü bile güneş
vardır. Bu nedenle yaz günü bile
depresyon olabilir.
Yaz’ın, yaşamımıza getirdikleri
genelde olumlu şeyler. Ama biraz
derine inersek, belki yaz mevsiminin
bir başka yüzünü de görebiliriz.
Sonbahar, kış ve ilkbaharın
çıkışıdır yaz. Tümünün yorgunluğunu
taşır sırtında. Mücadelenin sonu
gelmiştir, ama insanın enerjisi de
bitmiştir. Biten yaşamla mücadele
enerjisidir.
Hele bir de son üç mevsimden
beklentilerini alamayan bir insan
için, yazın düzlüğüne varmak bir
sevinç kaynağı değil, hüznün
başlangıcı olabilir.
Yaz mevsiminde bazı insanlar coşar.
Gezerler, tozarlar. Arkadaşlarıyla
buluşurlar. Gece eğlenceleri başlar.
Yeni sevgililer bulurlar. Yaza bir
ümitle başlarlar ve bu ümidi gerçeğe
dönüştürürler.
Bazıları ise yazın daha da
yalnızdırlar. Yazın getirdiği
hareketin içinde durağandırlar.
Yazın, hareketsiz olmak geride
kalmaktır. Kazanmak değil
kaybetmektir.
İşte onların enerjisi daha da
tükenir. Evden dışarı çıkmak bir
züldür. Dışarıdaki hayat coşturmaz,
acı verir. Yaz mevsiminin neşe dolu
meyveleri, yaşamın acı yüzünü
gösteren birer belirti olarak
algılanırlar, iştah kaçar.
Dışarıdaki eğlence sesleri, uykunun
kaçması ve bir daha gelmemesi için
yeter. Eğlencenin sesleri arttıkça,
kendilerine olan değer duyguları
azalır.
Her şey yaşamak için değil, yaşamdan
kaçmak için bir bahanedir.
Depresyon dediğimiz de bu değil
midir?
Beklentilerimizdir depresyonu
harekete geçiren. Yazdan,
kendimizden ve çevremizden
beklentilerimiz. Gerçekçi olmayan,
gerçekçi olmadığı içinde hayal
kırıklığı yaratan, ruhumuzun belini
büken beklentiler...
Beklentileri düşürmek işe yarar.
Kaçmadan yaşamı sürdürmek
depresyonun oyununu bozar. Yeni
aktiviteler yaratmak, yeni bir
şeyler keşfetmek yaz günü
depresyonun soğukluğunu eritir.
İlaçlardan da korkmamak lazım. Yazın
keyfini çıkarmak için, ilaç
kullanmaya da değer. Hele
depresyonun biyolojik kaynaklarını
düşünecek olursak, bedenimizin
dengelerinin yaz, kış
bozulabileceğini kabul etmek
gerekir.
Gelecek yıl, sadece sonbahar, kış ve
ilkbaharı değil, yazı da yaşamak
için hazırlanmak gerek. Her şeyi
yazdan beklemek yerine, yazı
kendimizin yaratması gerek.
Yaz günü de depresyon olur...