Posta gazetesi
25 Mart 2010
RÖPORTAJ: SERAL CUMALI
“Canım sıkılıyor”, “Çok stresliyim”
diye arkadaş önerisiyle
antidepresana başlayanlar var.
Antidepresan tüm sıkıntıları
çözer mi?
İnsanlar kolay yoldan sıkıntılardan
kurtulmak için antidepresana
sığınıyor. Çevresinde ihtiyacı olup
da antideprasan kullanıp
rahatlayanları gördükçe buna eğilim
arttı. Oysa antidepresan can
sıkıntısını gidermez. Çünkü
antidepresan depresyon ilacıdır.
Sadece sorunlara karşı tahammül
gücünü depresyonlu hastada
artırabilir. Ancak normal durumlarda
plasebo’dan yani şekerden farkı
yoktur.
Millet olarak başkasının önerdiği
ilaçları kullanmayı seviyoruz; bu
durum son zamanlarda antidepresan
kullanımında çok yaygın...
Antidepresanlar sonuçta bir ilaç.
İlaç kullanmak için de bir
hastalığın olması lazım. Bir
hastalık yoksa ilacı almak doğru
değil. Bir sorun yokken ilaca
başlamak bir sonuç aldırmaz. Onun
yerine bonibon ya da draje çikolata
öneririm. Daha iyi gelebilir
insanlara.
Çünkü bu ilaçların özelliği, eğer
bir bozukluk yoksa insanı daha mutlu
kılmıyor. Çok sosyetik ya da üst
düzey insanlar geliyor; “Çok ayıp
ama arkadaşım kullanıyordu ben de
kullandım” diyor. Genelde hiçbiri
iyi bir sonuç görmemiş oluyor.
Yanlış kullanıldığı için
antidepresana da yazık oluyor, o
kişiye de!
Depresyon nedir?
Ruh halinden çok beyin kimyasında
bir bozukluk durumu olması mı
gerekiyor? Evet; ama tabii depresyon
tek başına beyin kimyasındaki bir
bozukluk değil. Çünkü sonuçta
psikolojik olaylardan dolayı beyin
kimyası bozuluyor.
Biz depresyon ilaçlarıyla beyin
kimyasını düzeltiyoruz. Ben hep şu
örneği veriyorum: Araba çamura
saplanır, gaza basarsanız patinaj
yapar. Daha çok gaza basarsanız
iyice batar. Arkadan biri bir omuz
atarsa araba çamurdan çıkar. Sonra
tekrar çamura saplanıp saplanmamak
sizin elinizde.
Burada arkadan omuz veren ilaç.
Dolayısıyla ilacı doğru kullanmak
lazım. Yoksa arabanız asfaltta
dururken arkadan birinin gelip omuz
vermesi, arabayı yanlışlıkla aşağı
da götürebilir.
Depresyonla hangi ruh halleri
karıştırılmamalı?
En çok üzüntü depresyonla
karıştırılıyor. Her üzüntü depresyon
değildir. Özellikle bir nedene bağlı
üzüntülerimiz depresyondan
farklıdır. Mesela bir yakınımızı
kaybettiysek bu bir yastır. Terk
edildiysek bu bir üzüntüdür. Ve
üzülmemiz de gerekir.
Bir insanın ayağından kamyon
geçtiyse bağıracaktır, bundan daha
doğal bir şey yok. İşte böyle bir
durumda antidepresan kullanmak hiç
yararlı değil. Aksine o üzüntünün
yaşanmasını geciktirdiği için daha
da problem oluyor.
Bu üzüntüler depresyona yol açmaz
mı?
Bazen açar. O zaman antidepresan
kullanmakta yarar var. Onun için de
depresyon tanısı koymak lazım.
Üzüntünün dışında mesela çok
“Stresliyim şu sıralar”, “Al bir
antidepresan” durumu var...
Stres, depresyonla en çok
karıştırdığımız ikinci durum zaten.
Mesela “Ben işte çok stresliyim”
diye antidepresan alırsanız hiçbir
faydası olmaz. O stresle başa
çıkmayı öğrenmeniz lazım.
Ama o stres bizde depresyon ya da
bir kaygı bozukluğu yarattıysa,
panik atak yarattıysa o zaman
antidepresanlar işe yarar.
Peki ne hissedince depresyondayız?
İsteksizlik, hiçbir şeyden keyif
almamak, enerjisizlik, halsizlik,
uykuda artma veya azalma, iştahta
artma veya azalma, dikkat ve
konsantrasyonda azalma, kendimize
olan güvenimizde azalma, mutsuzluk,
karamsarlık, huzursuzluk, kaygı
hissetmeye başlamak ve ölüm
düşüncemizin olması
Bunlardan 4-5 tanesinin olması
depresyon demek için yeterli. Fakat
bir kural daha var; bunları iki gün
yaşayıp geçmesi değil, 15 gün
boyunca sürüyor olması lazım. İşte o
zaman hemen bir doktora görünmekte
fayda var. Ama eğer bu bir yassa,
derin bir üzüntüyse 15 gün erken bir
süre, onun bir-iki ay sürmesi
normal.
Bir de depresif tipler var?
Ruhsal durumunuz çalışmanızı, iş
yapmanızı, ders çalışmanızı,
çocuğunuza bakmanızı engellemiyorsa
o mizaçtır. Kimisi çok konuşkan, çok
hareketlidir, kimisi daha sakin,
sessiz, az neşelidir. Bu insanların
mizacıdır.
Ama depresif mizaçlı insanlar,
diğerine göre daha kolay depresyona
girer. Depresyon dememiz için sosyal
işlevlerinin bozulması,
sorumluluklarını ve yükümlülüklerini
yerine getirememesi lazım.
Antidepresanların alındığı an etkisi
başlar mı?
Antidepresanlar etkilemeye 3 hafta
içinde başlar, gerçek etkisini 6
hafta içinde görebiliriz. Yani
yatıştırıcı veya sakinleştirici
değildir; düzenleyicidir. Başlandığı
zaman en az 3 ay kullanılmalıdır.
Yoksa çabuk tekrarlar depresyon. Ama
ortalama 9 ay kullanımı öneriyoruz.
İhtiyaç duyulan antidepresan cinsi,
depresyonun tipine göre mi
değişiyor?
Mesela aşk acısından dolayı
depresyona girenin ilacı başka, iş
stresinden depresyona gireninki
farklı mıdır? Nedenler değil,
depresyonun tipi önemli; ilaç ona
göre seçilir. Uykusuzlukla seyreden
bir depresyon yaşıyorsanız ona göre
ilaç seçilir, fazla yiyorsanız ona
göre, yemiyorsanız başka bir ilaç,
enerjisizlik, halsizlik varsa başka,
kaygı ön plandaysa başka, takıntı ön
plandaysa başka ilaç verilir. Alkol
kullanıyorsa ona göre ilaç seçilir.
Farklı tepkilere farklı
antidepresanlar veriliyorsa
bilinçsiz ilaç alımında insanları
bekleyen en önemli tehlike ne?
Eğer kişinin manik bir yatkınlığı
varsa antidepresanlar bunu
alevlendirir. Antidepresanların en
büyük tehlikesi budur. Özellikle biz
ilaç verirken kişinin manik durumu
olup olmadığına bakarız ve bunu
anlamak da çok zordur.
Özellikle birçok iyi, birçok kötü
olanlarda antidepresan kullanımı bu
iyi dönemleri hastalık haline
getirebilir.
Antidepresanları bırakırken nasıl
sorunlar yaşanıyor?
Antidepresanlar kesildiği zaman
çekilme sendromu dediğimiz bir
sendroma yol açıyor. Bu çekilme
sendromu depresyonun belirtileriyle
çok benzeşir. O kişi depresyonun
tekrar başladığını zanneder. O
depresyonun başlaması değil,
antidepresanın çekilme sendromunun
belirtisidir. Her antidepresanı
uygun şekilde kesmek lazım, hepsinin
süresi ve kesilmesi farklıdır.
Depresyon ilaçları cinsel sorunlara
da yol açıyor. Cinsel sorunların da
depresyona yol açtığını düşünürsek
bunu nasıl hallediyorsunuz?
İnsanlarda en çok görünen cinsel
sorun-ki o da yüzde 10-15
civarıdır-, erkeklerde erken
boşalma, kadınlarda orgazm
sorunudur. Erken boşalma sorunu olan
için aslında avantajlı bir durum da
yaratır antidepresan!
Biz bu yan etkiyi giderici başka
ilaç ve yöntemlerle geç boşalma
sorununu da halledebiliyoruz.
Antidepresan kullananlarda çok sık
bir durum olarak cinsel isteksizlik
görülebiliyor. Bu isteksizlik
duyarsızlaşmamızdan dolayı oluyor.
Nasıl?
Bizi depresyona sokan soruna karşı
duyarsızlaşmak için antidepresan
kullanmıyor muyuz? Her şeye
üzülüyorum, her şeyi stres yapıyorum
diyoruz, antidepresan da bize iyi
geliyor.
Çünkü duyarsızlaştırıyor. Bu
cinsellik konusunda da oluyor.
Hasta, “Kocam bana bağırıyor,
duymuyorum artık ama cinsellik de
aklıma gelmiyor” diyor. Çoğu şöyle
şikayet ediyor: “Aman şimdi kim
yapacak?” Üşeniyor. Antidepresan
motivasyonu etkiliyor ama cinsel
birleşme başladıktan sonra
cinselliğin kalitesinde herhangi bir
durum olmuyor.
Antidepresanların zararları var
mıdır?
Doğru yerde ve doğru zamanda
kullanıldığında en tehlikesiz
ilaçlar. Aslında onlara halk sağlığı
ilaçları demek yerinde olur. Ve
gerçekten de çok etkili ilaçlar.
Tabii depresyon varsa o kadar çok
yararlı oluyor, o kadar çok şeyi
değiştiriyor ki. Depresyon yoksa
tabii bir şeyi değiştirmez. Çünkü
mutluluk hapı diye bir şey yok!
Bağımlılık yapar mı?
Kesinlikle bağımlılık yapmazlar.
Zaman içinde etkileri kaybolmaz.
Ancak kesildikleri dönemde geçici
bir süre için bazı olumsuz etkileri
olur.
‘Kendi
hayatımızı yaşayamadığımız için
depresyona giriyoruz...’
Neden bu kadar mutsuz olduk?
Kent yaşamı insanı boğuyor. En
önemlisi kendi hayatımızı
yaşayamıyoruz. Bunlar bazen iş
yüzünden. Bazen de toplumun bize
dayattıkları yüzünden. Dolayısıyla
kendi hayatlarımızı yaşayamıyoruz ve
bir süre sonra kendimize bir ceza
veriyoruz. Zihin benliğe bir ceza
veriyor yani.
Türk halkı depresif bir halk mı?
Aksine araştırmalar ülkemizde
depresyonun diğer ülkelere göre daha
düşük olduğunu gösteriyor. Ancak
burada bizim halkımızın depresyonunu
göstermediği, farkına varmadığı da
düşünülebilir.
Depresyonu da yeni öğreniyoruz.
Depresyona girmek eskiden ayıpken
şimdi bunu bir hastalık olarak kabul
edebiliyoruz. Dünyada antidepresan
kullanımı daha yüksek. Ülkemizde 10
kişiden birisi hafif depresyonda.
Daha çok kadınlarda mı görünüyor?
Kadınlar depresyonlarının farkına
varıyorlar. Erkekler depresyonlarını
maskeli yaşıyorlar.
En çok hangi sıkıntılar depresyona
yol açıyor? İnsan neyle başedemiyor?
En çok aşk ilişkileri, bu konudaki
problemler. İkincisi ise iş hayatı.
Ama iş hayatındaki stresten ziyarede
üstündekiyle yaşadığı problemler.
Bunların dışında hangi sorunlarla
karşılaşıyorsunuz?
Mükemmelliyetçilik hep depresyonu
provoke eder. İnsanları bu çok
perişan ediyor ve insanlar bunun çok
da farkında değil.
Hastalarınıza en çok ne önerirsiniz?
Kişinin kendisini, yaşam biçimini,
davranış ve düşünce biçimlerini
değiştirmesi gerekir. Bunun için de
psikoterapi yararlıdır. Ama ben
aslında hastalarıma “Depresyonu
sevin” diyorum.
Neden?
Yaşarken kötü ama insana çok şey
katar.
Neler katar?
Sizi olgunlaştırır. Çünkü insanın
kendisini, yaşamı sorguladığı bir
dönemdir. Kendinizi, yaşamın
anlamını daha iyi görürsünüz. Eğer
bu dönemde bir şeyler
öğrenebilirseniz tekrar depresyona
girmeniz de daha zor olur.