ana sayfa | özgeçmis | iletişim       

 

 

Kültegin Ögel  

 

Antidepresanlanmak...

Antidepresanlar hakkında ne çok şey biliyoruz. Ya da hiçbir şey bilmiyoruz. Ya da hepsi doğru!

Psikiyatriye ilk başladığım yıllarda Tofranil, Laroxyl gibi ilk nesil Antidepresan ilaçlar vardı. Kimi ağız kuruluğu yapar, kimi kilo yapardı. Bazıları hastayı çok uyuturdu.

Ama ne şahane etkileri vardı! Tüm şalterleri kapanmış olan depresyonlulara, bir jeneratör gibi etki ederlerdi.

Sonra zaman içinde Prozac keşfedildi ve ülkemize geldi. Bu bir devrimdi. Diğer ilaçlardan çok farklıydı. Günde tek doz kullanmak yeterliydi. Hasta intihar amaçlı içse bile, öldürmüyordu. Yan etkileri çok azdı. Ama pahalıydı.

Kısa süre içinde ona benzeyen Lustral, Faverin, Seroxat, Cipram gibi ilaçlar da piyasaya girdi.  Bir hekim olarak seçeneklerimiz artıyordu.

Artan başka bir şey ise ilaç firmalarının bizleri keşfetmesiydi. Kapımızdan hiç eksik olmuyorlardı.

Toplum depresyonu hiç bilmiyordu. Depresyona “deprasyon” denen yıllardı. Yaygın bir hastalık olan depresyonun önce tanınması, sonra tedavi edilmesi gerekiyordu. Bu nedenle depresyonu halka tanıtmaya başladık.

O güne kadar kapı, kapı doktor dolaşan, onlarca film çektiren, kan veren hastalar gerçekte depresyon olduklarının farkına varmaya başlamıştı. “Günde bir hap ile 1 ay sonra düzelmek mucizesi” gerçekleşiyordu. Hastalar memnundu, bizim de narsisizmimiz uç boyutlardaydı.

Ne olduysa o yıllarda oldu. İlaç firmaları ve doktorlar, kontrolden çıktı. Antidepresanlar her şeye yazılmaya başlandı. Toplumun “antidepresan deneyimli bireyleri” gazetelerde boy gösterip, antidepresan taraftarlığına savundu.

Küçük Amerika oluverdik. “Herkese bir Antidepresan” kampanyasının baş destekleyicileri toplumun bizzat kendisiydi.

Ama gerçek neydi? Antidepresanlar mutluluk ilacı değildi. Bir şey yaratma becerisine sahip değillerdi. Sadece kişide depresyon varsa onu iyileştiriyordu. Bu durumda depresyon kalktığı için, mutsuzluk kalkıyordu.

Yani mutluluk yaratmaları söz konusu değildi. Yani bir hastalık söz konusuysa iyileştiriyordu antidepresanlar. Beklenti, ilaçların boyunu aştı.

Hasta olmayanların beklentilerini ilaçlar karşılamadı, onlar da bu ilaçları yerin dibine batırdı. Hastalar da, ilaçlardan korkmaya başladı.

Antidepresanlar, sağlıklı olanlarda etkin değildir. Gerektiği yerde ve uygun zamanda kullanıldıkları takdirde bir kahraman olabilirler.

Yoksa sadece şarlatan olabilirler. Sabahları TV ekranlarına çıkıp, her konuda ahkam kesenlere benzerler.

Nerede, ne zaman, nasıl ve hangi antidepresan? İşte bu soruların yanıtları doğru olduğu zaman, her şey yerli yerine oturacaktır.

Gerektiğinde antidepresanlanmak, depresyonlanmaktan iyidir...