ana sayfa | özgeçmis | iletişim       

 

 

Kültegin Ögel  

 

Uçuşan gençlik ve seyreden toplum

Tiner ve yapıştırıcı gibi uçucu madde bağımlısı gençlerden korkuyoruz ama galiba onları görmüyoruz!

 "Tinerci" kavramı ilk olarak hayatımıza gazetelerdeki cinayet haberleri ile girdi. Vahşi cinayetlerin sanıklarının tiner kullanıyor olması, gözümüzde tüm "tinerci"leri birer acımasız birer katil haline getirdi. Ardından onlarla parklarda, sokaklarda veya meydanlarda karşılaşmaya başladık. Ellerinde tinere batırılmış birer bez, burunlarına çekerken, göz göze geldik ve gözlerindeki öfkeyle tanıştık. O öfke, gazete küpürleriyle birleşince, bütün "tinerci"ler birer korku nesnesine dönüşüverdiler. Onlar üstümüze geldi, biz korktuk. Biz korktukça onlar üstümüze geldiler.

Sorunun temeline ya da en azından bütününe bakmak gerekliliği artık açığa çıktı. Çeşitli illerden sinyaller hatta yardım talepleri geliyor. Bu sorun sadece İstanbul'un değil, Diyarbakır'ın, Batman'ın, Ankara'nın, Antalya'nın, Antep'in, Urfa'nın ve diğerlerinin ya da bir başka deyişle ülkenin sorunu halini almaya başladı. Peki ama kim bu "tinerci"ler?

Yaptığımız en büyük hatalardan birisi aslında "Tinerci"lerden söz ederken "balici"leri unutmak ya da yok saymak. Bildiğiniz gibi Bally bir yapıştırıcı markası. Her ikisi de aslında bilimsel alanda Uçucu Madde adını verdiğimiz maddeler. Her ikisini de endüstriyel kullanımları var. Ancak her ikisi de aynı zamanda uyuşturucu amacıyla kullanılan maddeler. Bu nedenle tinerden baliyi ayırmak mümkün değil ve her ikisini de uçucu madde kapsamında değerlendirmek gerekiyor.

Yaptığımız en büyük hatalardan bir diğeri ise "tinerci" kavramıyla sokakta yaşayan çocuklar sorununu bir tutmamız. Halbuki tiner kullananlar sadece sokakta yaşayan çocuklar değil. Yaptığımız araştırmalara göre, birçok ilde uçucu madde kullanımı, 15-17 yaşındaki lise öğrencileri arasında %6 ile %7 arasında değişiyor. Uçucu maddeler, o yaş grubunda en sık kullanılan uyuşturucu maddeler. Onları esrar ve ecstasy gibi maddeler takip ediyor. Sonuç olarak, "uçucu maddeler Türkiye'nin uyuşturucusudur" diyebiliriz. Ama bizler halen esrarın ecstasy'nin peşinden koşuyoruz. Uçucu maddeler belki de arka sokakların ya da "öteki Türkiye'nin" uyuşturucusu olduğu ve gözden ırak oldukları için ilgi ve merak alanımıza girmiyor!

Uçucu maddeler içinde en sık kullanılanlardan biri bali. Bu yapıştırıcı tiner gibi nalburlarda rahatlıkla satılıyor. Arka sokaklarda çocukların bali koklamaları artık varoşların yeni "trend"i. Bali koklamanın yerini, bir süre sonra tiner çekmek alıyor. "Balici"likte uzmanlaşanlar, bir üst kademeye tinerle geçiyor ve "tinerci" oluyorlar. Tüm madde bağımlıları gibi, uçucu maddelerin yanında çerez olarak esrar, "roş" ve varoşta olsanız bile ecstasy kullanımı artık oldukça yaygın. Bu noktada önemli bir sorun ise, bu çocukların daha sonra hangi maddeleri denemeye ve kullanmaya başlayacakları. Tüm dünyada genelde eroin gibi maddelerin bunların yerini aldığı gösterilmiş ancak ülkemizde bu sorunun yanıtı henüz bilinmiyor.

Her iki maddeyi de en çok tercih edenler küçük yaştaki çocuklar ya da ergenler. Yine yaptığımız araştırmalarda uçucu maddeleri kullanmaya başlama yaşının 11 yaş ve civarında olduğunu gördük. Bir anlamda uçucu maddelerin gençlerin ve çocukların uyuşturucusu olduklarını da söyleyebiliriz. Kolay elde edilebilir ve ucuz olması gençlerin ve çocukların tercih etmesinde tabii ki çok önemli etkenler ama bunları kimlerin kullandığı sorusunun yanıtı da sorunu daha iyi anlamamızda yardımcı olacaktır.

Bu çocuk ve gençlerin araştırmalarımızda ortaya çıkan bazı ortak özellikleri var. Bu çocukların, yaşamın ilk yıllarından itibaren gelişen psikolojik sorunları var. Büyük çoğunluğunun ebeveynlerinin arasında anlaşmazlık var ya da anne ve baba çoktan ayrılmışlar. Bunlar, aile kontrolünün ve desteğinin zayıf olduğu çocuklar. Özellikle annelerinin eğitim düzeyleri oldukça düşük. Göç eden, kalabalık ailelerin, kentin kenarlarının yani varoşların çocukları. Okul başarıları düşük, okula devamsızlıkları ve okulla uyum sorunları fazla ve birçoğu ise okula devam etmiyor. Ebeveynleri ya da başkaları tarafından fiziksel ve cinsel istismara uğrama oranı oldukça yüksek. İntihar ve kendilerini jiletleme oranları yine uçucu madde kullanan gençler arasında oldukça yüksek.

Belki geceleri sokakta yaşamıyorlar ama eve çok geç gidiyorlar. Zamanlarının büyük bölümü madde kullanarak sokakta geçiriyorlar. Sokağın her türlü tehlikesine açıklar. Madde etkisiyle sarhoş oldukları için de, davranışlarını kontrol edemiyor, davranışlarının sonuçlarının neler olabileceğini bilmiyorlar. Bu nedenle yetişkinler tarafından kullanıyorlar. Kimi zaman fiziksel ve cinsel olarak, kimi zaman ise yasal olmayan işlerde yetişkinler tarafından kullanılıyorlar. Yaşlarının küçük olması ve ceza almamaları nedeniyle, suç örgütleri için iyi birer araç halindeler.

Özellikle "tinerci"leri toplum her zaman suçla özdeşleştirmeye eğilimli. Kapkaç olaylarından cinayetlere kadar suçlu olarak "tinerci"ler gösteriliyor. Böylece zaman içinde "tinerci"leri toplumun öcüsü haline geldiler. Sanki toplumda suçlu yoktu ama "tinerci"ler vardı ve suçları onlar işliyordu. Tabii ki, gerçek bu değil. Tüm uyuşturucu madde bağımlıları toplumdan dışlandıkları ve marjinalize oldukları için suça daha eğilimli grupları oluşturuyor. Bunlar içinde "tinerci"ler ise daha da suça eğilimli bir kesim. Ancak tüm "tinerci"leri suçlu göstermek yanlış, çünkü suçluların önemli bir kısmı da tiner kullanıyor. Ama onlar ailede suç işleme öyküsünün olması, belirgin kişilik özellikleri gibi kriminalitenin temel özelliklerini taşıyorlar. Bunlara ek olarak çeşitli maddeleri kullanıyorlar. Bunlardan sadece birisi uçucu maddeler. Uçucu madde kullanıcılarının suça eğilimli olmasının en büyük nedenleri arasında düşük bir sosyoekonomik çevreden gelmesi, eğitimlerinin düşük olması, suça eğilimli bir çevrede yaşamaları, içinde bulundukları toplumsal sınıftan çok büyük hızla öteki tarafa geçme istekleri, toplumdan dışlanmaları ve bunun sonucu temel insani ve ahlaki değerlerini yitirmeleri sayılabilir.

Uçucu maddeler yasal maddeler. Bu nedenle kullanılmaları yasak değil. Narkotik şubenin görevleri arasında uçucu madde kullanıcıları ve bağımlıları ile uğraşmak gelmiyor. Öte yandan 18 yaş ve altındaki genç ve çocuklara aslında bu maddelerin satılması yasak. Ama acaba 2003 yılı içinde kaç nalbur bu nedenle bir yasal işlem gördü? Nalburların da çocuklara bu maddeleri satıp satmamak konusunda bir çelişki yaşadıkları gerçek. Boyacı, tamirci gibi meslek elemanları bu maddeleri satın alması için yanında çalışan çırakları gönderiyor. Hal böyle olunca nalbur kimin müşteri, kimin uçucu madde bağımlısı olduğunu ayırt etmesi mümkün olmuyor. Hangi nalbur müşterisini kaybetmek ister? Uçucu madde kullananların arkalarına aldıkları korku rüzgarının da etkisiyle nalburları korkutması ve istediklerini de kolayca elde etmesi de işin bir başka yüzü. Ancak bu tabii ki bir mazeret olamaz, çünkü eczacılar yıllardır madde bağımlıları ile her nöbetlerinde yüz yüze geliyor ve direniyorlar.

Yasaklama bu sorunun çözümü olacak mı? Örneğin, Singapur'da 1988 yılından beri bu maddeler yasak ve yasa dışı uyuşturucu madde kapsamında ama sorunda belirgin bir değişiklik olmamış. Meksika'da ise bu maddelerin içine soğan kokusu konmuş, böylece uyuşturucu amaçlı kullanılmasının önüne geçilmeye çalışılmış ama sonuçta bu ülkenin sokaklarında saf toluene (uçucu maddelerin etken maddesi) kullanma modası çıkmış ve hatta akşamdan kalma sorunu yaratmadığı için tercih nedeni bile olmuş. Bu tür yöntemler bulunabilirliği ve kullanımı zorlaştırıyor, ama sorunu çözemediği de açık.

Kentli nüfusun artışı ve 80'li yıllardan itibaren izlenen politikalar sonucu, toplum ikiye ayrıldı, derin uçurumlar ortaya çıktı. Uçurumun kaybedenler tarafı, öteki tarafı her gün görüp, kaybettiği gerçeği yüzüne vurulmasını acıyla yaşadı. Bu acıya karşı belki sınıfsal isyanlar gelişmedi ama kopuşlar ve yarılmalar şiddetlendi, açılan yaralara farklı merhem arayışları arttı. Uçucu madde kullanımını, toplumsal gelişim sürecinden ayrı tutmak mümkün değil. Sürecin böyle devam edeceği de gün gibi ortadayken, seçeneklerden birisi toplumsal politikaların ve yapının değişimini umutsuzca ama sabırla beklemek, diğeri ise pragmatik çözümlerle sorunun tüm bu süreçlerden habersiz suçsuz çocuklara yansımasını azaltmak.

Gençlerin ve çocukların hiç madde kullanmaması iyimser umudumuz. Ama kullansalar bile bağımlı olmadan maddeyi bırakabilmeleri en büyük hedefimiz olmalı. Bunun için en etkin yol ise, anne ve babaların gerçekten bu konuda eğitilmesi ve bu çocuklarla nasıl başa çıkabileceklerini öğrenmesi. Toplum merkezlerinin oluşturulması ve önleme çalışmalarının yürütülmesi gerekiyor.

Toplumun uçucu madde kullanıcılarını bir korku nesnesi haline getirip, kaçak güreşmesi ise her zaman sorunu artıracaktır. Bu konuda bilgisi olmayan herkesin fikri, kendine kalmalıdır. Bazı üst düzey yetkililerinin "tinerci"lere ilişkin bize göre cahilane, kendilerine göre dahiyane fikirlerinden de korunmak gerekiyor.

Bu toplumsal sorunu, kendi ellerimizle ortaya çıkardık. Mücadelesi ise toplumun ömrü süresince devam edecektir.

 

 

 

 

SON 0 YORUM Yorum Gönder