Madde kullanımı ve bağımlılığının
ülkemiz için yakın gelecekte bir
sorun haline geleceğine ilişkin bazı
işaretleri yapılan son araştırma
bulgularından öğreniyoruz. Öte
yandan sigara kullanımının aslında
ülke için artık ciddi bir sorun
olduğu tartışılmaz bir gerçek.
Sigaranın yarattığı sorunlar daha
çok bireysel düzeyde olduğu için,
belki gündemde hak ettiği yeri
alamıyor. Ancak sigara dışında kalan
alkol ve diğer madde kullanım
yaygınlığı ve onların getirdiği
sorunlar sosyal, ekonomik, ve
toplumsal düzeyde etkili olacağı
için, bu sorunu çok daha derin ve
yakıcı olarak yaşayacağımızı
söyleyebiliriz.
Şimdi önlemenin tam zamanı!
Sigara ve kısmen uçucu maddeler
dışında kalan diğer maddelerin
ülkemizde kullanımlarının diğer
Avrupa ya da Dünya ülkeleri ile
karşılaştırıldığı zaman çok yaygın
olduğunu söylemek güçtür. Belki bu
nedenle madde kullanımı ve
bağımlılığıyla mücadele henüz çok
gerekli olarak algılanmamaktadır.
Halbuki, önleme çalışmalarını
başlatmak için tam zamanı
diyebiliriz. Çünkü, madde kullanım
yaygınlığı arttıktan sonra,
başlayacak önleme çalışmaları için
gecikmiş diyebiliriz. Ülkemizin bu
noktada önemli bir şansı da budur.
Diğer ülkelerin yaptığı hataları
yapmak zorunda değiliz. Ancak
görünen o ki, aynı hataları yapma
eğilimindeyiz.
Bu çıplak gerçeğe rağmen, düzenli
yapılandırılmış mücadele
programlarının sayısı çok azdır.
Toplum da bu konudaki bilgisinin
yeterli olduğunu da söylemek güçtür.
İyi niyetli çabalar, mücadele yetmez.
Çabalar belirli bir teorik temele
dayanmalıdır.
Neyi önlemeye çalışıyoruz?
Bu sorunun yanıtı muhakkak ki madde
kullanımını şeklinde olacaktır.
Ancak madde kullanımı ya da
bağımlılığının bir davranış biçimi
olduğunu gerçeğini kabul ettiğimiz
noktada, bir davranış biçimini
önlemekten söz edeceğiz.
Risk insanları çekiyor
Sorunu bir davranış biçim olarak ele
aldığımız zaman, bu davranışın en
önemli parçası riski göze alan bir
davranış olması. Yani, madde
kullananların riski göze alan bir
davranış içinde olduklarını
söyleyebiliriz.
Risk bir heyecan, bir haz kaynağıdır.
Madem tehlikeli insanlar bunu neden
yapıyor?
İnsanın doğasında riski göze almak
vardır. Örneğin, lunaparklardaki
araçların bir kısmının bize güven
içinde riski yaşattıkları
söylenebilir. Ancak o araçlara
binmek aslında riskin yaşanması,
hissedilmesi talebidir. Aynı şekilde
bungee jumping adı verilen, yüksek
bir yerden ayağından bağlanmış bir
şekilde atlamak da yine riski göze
almayı, ölüme yaklaşmayı içerir.
Hayatınızda hiç hızlı araba
kullandınız mı? Bu sorunun yanıtı
herhalde herkes için en azından bir
kez olmak üzere “evet” biçimindedir.
Hızlı araba kullanmanın tehlikeli
sonuçlar doğuracağını bilmiyor
muyuz? Ölümle sonuçlanacağını da
biliyoruz. Ama yine de kullanıyoruz.
İşte madde kullanmak ya da denemek
de böyle bir şey. Hızlı araba
kullanmayı engelleyemiyoruz. Madde
kullanmayı ya da denemeyi de
önlemekte de zorlanacağız. Bu örnek
aslında konunun ne kadar hassasiyet
ve ciddiyet gerektirdiğinin en
önemli göstergesidir. Yoksa, amaç
umutsuzluğa kapılmak değildir.
Korkutarak caydırmak yetmiyor
Genelde yürütülen kampanyalarda,
madde kullanan kişinin öleceği
teması işlenmektedir. Bir başka
caydırma yoluysa kişinin cezaevine
gireceğinin vurgulanması. Bu
korkutucu ya da caydırıcı yöntemleri
hem sakıncalı, hem de eksiktir.
Bunların sakıncası, her madde
kullanan kişi ölmemekte, ya da hapse
girmemektedir. Ya da bir kez madde
kullanan genç, ölmediğini görünce,
tüm bu söylemlerin yanlış olduğuna
inanmakta ve madde kullanımına karşı
tüm etkinliklere ve sözlere inanma
eğilimini yitirmektedir.
Korkutma ya da caydırma
uygulamalarının eksikliği ise,
yukarıda değindiğimiz risk alma ve
haz arama davranışındaki bir kişinin
bu yöntemle madde kullanmaktan vaz
geçirilemeyeceğidir. Çünkü, bu kişi
zaten tehlikeyi, zarar görmeyi,
ölümü göze almıştır. Zaten bu
nedenle madde kullanıyor. Bu
yöntemde kullanılan söylem bazı
kişiler için madde kullanımından
caydırıcı bir etken olamaz.
Rakibiniz mafya
Madde bağımlılığı ve kullanımıyla
mücadele etmeye hazırlananlar, en
büyük rakiplerinin mafya olduğunu
bilmelidirler. Uyuşturucuyu
satanların tümünü mafya olarak kabul
edebiliriz. Mafyanın çok güçlü
olması kimi zaman mücadeleyi
sürdüren kişilerin umutsuzluğa
kapılmasına yol açmaktadır. “Mafyaya
karşı nasıl mücadele edebiliriz”
korkusunun temeli, her yeni gün
birçok gencin madde kullanmaya
başlamasıdır. Ancak burada önlemeyi
yürüten kişiler için bakacakları
kriter kaç kişinin madde kullanmaya
başladığı değil, kaç kişinin madde
kullanmamaya devam etmesidir. Daha
da ötesi, madde kullanımındaki artış
hızının azalması bile başarının bir
göstergesi olacaktır.
Dikenli gül bahçesi
Piyasada uyuşturucular bulunduğu
sürece önleme ne kadar başarılı
olabilir? Önlemenin etkinliği
piyasada madde bulunmasına rağmen,
gençlerin bu maddeleri
kullanmamasıyla ölçülebilir. Çünkü,
insanlara “dikensiz gül bahçesi”
sunmak imkansızdır. Önemli olan bu
bahçede dikenlere takılmadan
yaşamasını öğretmektir. Bahçedeki
tüm dikenleri sökseniz bile, bir
daha ki sefere sinekler sizin için
sorun yaratabilir. Sorun çözmeyi
öğrenen kendi başına yaşamasını da
öğrenir.
Gelişmiş toplumlar ve madde
kullanımı
Gelişmiş toplumlarda sosyal ve
ekonomik düzeyin çok gelişmiş
olmasına rağmen madde kullanımının
çok yaygın olması bir çelişki olarak
görülse bile, bize önleme konusunda
önemli ipuçları vermektedir. Spor ya
da diğer her türlü boş zamanları
değerlendirecek alternatif
etkinliklere sahip olunmasına rağmen
madde kullanımı bu ülkeler ciddi bir
sorun olmaya devam ediyor. Ekonomik
sorunların düşük olması bile madde
kullanımını etkilemiyor. Tüm bunlar
bize madde kullanımında yukarıda
sayılan etkenlerin tek başına
yeterli olmadığının bir
göstergesidir. Ama onun da ötesi
bunu, toplumda gelişen bireyselleşme
eğiliminin ve kentleşmenin yarattığı
sorunların madde kullanımıyla
ilişkisini bize gösteren bir bulgu
olarak değerlendirebiliriz. ABD’de
ve bazı Avrupa ülkelerinde komşuluk
ilişkilerini geliştirmeye yönelik
programların düzenlenmesi bu sorunun
iyi bir yanıtıdır.
Merak ediyoruz!
Madde kullanımının başlama etkenleri
arasında merak çok önemli bir yer
tutuyor. Başlamada rol alan bir
etken önlemede de üstüne gitmemiz
gerekenleri bize gösterir. İşte
önlemde karşılaşılan en önemli
zorluklardan birisi bu noktada
ortaya çıkmaktadır. Burada “bir
kişinin merak duymasını nasıl
önlersiniz?” sorusuna yanıt vermemiz
gerekiyor.
Merak insana ait en doğal
duygulardan birisi. Merakın önüne
geçmek içinse bildik yöntemlerden
farklı yollar izlemek zorundayız.
Bir noktada insanı merakını
önlemenin bir yolunu bulmak da
oldukça güç. Belki merakını
engellemek değil, meraklansa bile
kişinin merakını gidermesi
önlenebilir.
Merakı artıran gizlilik, gizem,
bilinmezlik. En iyi çözüm ise, sorun
olan nesnenin kişinin merak edeceği
bir şey olmaması.
Pazarlama yöntemleri
Bildik pazarlama yöntemleri bir
malın satılması için izlenen yolları
içerir. Halbuki, madde kullanımı ve
bağımlılıkla mücadele edecek
kişilerin amacı, bir malın
satılmasını önlemek ve buna yönelik
yöntemler geliştirmek. Bu nedenle
bilinen pazarlama stratejilerini
uygulamak söz konusu değil. Tamamen
tersten almak zorundayız. Öte yandan
karşımızda yer alan grubun
(mafyanın) pazarlama stratejisi çok
farklı ve ilginç. Onların kullandığı
reklam araçları yok. Gizemi,
bilinmeyeni yani merakı kullanarak
mallarını satıyorlar. Uygulanan
stratejinin başarılı olduğunu da
söylemek zorundayız. Bütün alıcılar
aslında satılan malın kötü ya da
zararlı olduğunu biliyorlar. Ama
kendilerini bu malı satın almaktan
alıkoyamıyorlar.
Mücadele yolunu seçenlerin bilmesi
gereken, aslında sattıkları şeyin
bir fikir olduğudur.
Sonuç olarak
Sonuç olarak madde kullanımı ve
bağımlılıkla mücadele yolunu
seçenlerin önünde uzun bir yol var.
Bu yolun sonunu görmek hedefimiz
değil. Yolda yürümek hedefimizin ta
kendisi...
İstanbul, 2002