Alkol, uyuşturucu ve
uyarıcı maddeler cinsi ne olursa
olsun özellikle çocuk ve gençler
için tehlikeli. Çünkü bu maddelerin
sadece bedensel değil, psikososyal
etkileri insanın tüm yaşamını
etkilemektedir. Alkol ve uyuşturucu
kullanımına bağlı eğitimdeki
gecikmeler, sosyal hayatta olumsuz
ilişkiler çocuğun ve gencin tüm
yaşamını geri dönüşümsüz bir şekilde
etkilemektedir. Tüm bunlara suç
işleme ve cezaevi yaşantısı
eklendiğinde, gelişim süreci iyice
bozulmaktadır.
Ülkemizde bağımlılık
sorununun arttığı aşikardır. Tüm
bilimsel araştırmalar, uyuşturucu
kullanımının arttığını gösteren
sonuçlara ulaşmaktadır. Yaygınlığın
özellikle kentleşme ile koşut
geliştiği göz önüne alındığında,
ülkemizde bu sorunun artacağı da
kolaylıkla söylenebilir.
Alkol ve uyuşturucu
kullanımının tek başına yarattığı
sorunların dışında diğer toplumsal
sorunlara yaptığı olumsuz katkı da
hatırlanmalıdır. Suçluluk, istismar,
bulaşıcı hastalıklar gibi sorunların
da temel kaynağını alkol ve
uyuşturucu kullanımın önemli rolü ve
birlikteliği vardır.
Alkol ve uyuşturucu
bağımlılığı önlenebilir ve tedavi
edilebilir bir durumdur. Etkinliği
kanıtlanmış yöntemler uygulandığı
takdirde, çocukların ve gençlerin
kullanmaması sağlanabilir veya
deneyenlerin bağımlı hale gelmesi
önlenebilir.
Alkol ve uyuşturucu
bağımlılığı birçok faktörden kaynak
almaktadır. Bağımlılığın başta
eğitim, psikolojik, tıbbi,
sosyolojik, güvenlik, hukuki olmak
üzere birçok boyutu vardır. Çözümde
tüm boyutların üstünde durulması
gerekir.
Bu kadar farklı
boyutları olan durumların çözümünde
devlet kurumlarının katkısı
zorunludur. Çözümde devletin rolü
çok önemlidir. Ancak devlet
kurumlarının tek başına da
çözebileceği bir sorun değildir. Bu
nedenle devlet kurumlarının başta
sivil toplum örgütleri olmak üzere
üniversiteler gibi birçok kurum ve
kişiyi de yanına alması zorunludur.
Sivil toplum örgütleri veya
üniversiteler devlete değil, devlet
bu kurumlara destek olmalı ve
çalışmalara katılmalarını
özendirmelidir. Koordinasyon, destek
ve temel imkanların sağlanması
devletin temel görevleridir.
Tüm bu çalışmaların
ciddiyet ve samimiyet içinde
yapılması gerekir. Ciddi olunmalıdır
çünkü bu bir yatırım işidir ve
mucizevi bir çözüm yöntemi yoktur.
Örneğin okullarda 1 saat seminer
vererek sorun çözülmez. Samimiyet
gerekir çünkü sadece eleştirilerden
kurtulmak veya iş yapmış olmak için
değil gerçekten sorunu çözmek için
planlamaların ve etkinliklerin
yapılması şarttır.
Hiç kullanmayanların
kullanmasını önlemeye yönelik önleme
yöntemleri dışında deneyenlerin
bağımlı olmasını önleyecek kurumlar
oluşturulmalıdır. Bu tür kurumlar,
tedaviden ziyade gerçek bir önleme
yöntemidir.
Önleme hiçbir özel
sektör kurumu için karlı bir iş
değildir. Bağımlıların ekonomik
durumu zayıf olduğu için yine özel
sektörün heves duyabileceği bir iş
de olamaz. Öte yandan devletin
bürokrasisi gibi kuralları bu çocuk
ve gençlere iyi gelmemektedir. Bu
nedenle sorunun çözümü, devletin
temel desteğini vermesi ve diğer
kurumları işin içine aktif olarak
katması ile mümkün olabilir.
2009