ana sayfa

| iletişim | eski ogelk.net |
Ara  
 

 
Ana Sayfa  » Herkes için... » Yaşamla Dans » İşkolizm PAYLAŞ  

İşkolizm

 

“Bir dakika daha…”. Bir işkolikten duyabileceğiniz veya en azından kendi kendine sık sık söylediği bir söz.

Aslında tüm bağımlılıklar hep aynı.  Tüm bağımlılıklar da hep “bir dakika daha” sendromu vardır. İnternet bağımlısı bir genç “hep bir dakika daha” diyerek oyun oynar. Bir alkolik hep “son bir kadeh daha” der. Bir seks bağımlısı “son bir porno sitesi daha…” diye kendini avutur.

Bir işkolik için de durum aynıdır. Hep bir dakika fazlasına ihtiyacı vardır. Hep yapılacak bir iş daha vardır. Hep tamamlanması gereken bir eksik vardır.

Peki nedir bu durumu doğuran. Aslında ne kadar şikayet etse de bir işkolik işinden haz alıyordur. Pozitif veya negatif bir hazdan söz ediyorum. İş tamamlandıkça veya işi istediği gibi yaptıkça rahatlama yaşar. İşte bu pozitif hazdır.

İşin eksik kaldığı düşüncesi veya hissi onu rahatsız eder. Bu rahatsızlıktan kurtulmak için o işi yapar. Yani acıdan kaçarak haz alır. İşte buna da negatif haz diyebiliriz. Ama bir gerçek var! Hazlar mutlak değer gibidir. Negatif veya pozitif olması fark etmez. Haz, hazdır.

İşkoliklerin benzer özellikleri dikkati çeker. Bunlardan birisi mükemmeliyetçiliktir. Her şey tam olsun, eksiksiz olsun isterler. Bir eksiklik duygusu onları çok rahatsız eder. Kimisi titiz olur, kimisi dağınık. Ama mükemmeliyetçilik değişmez.

Bazı işverenler onların mükemmeliyetçi olmadığına inanır. İşkoliklerin kendileri de bir türlü işi yetiştirememekten şikayetçidirler. Bir işi yetiştiremeyen kişi nasıl mükemmeliyetçi olur? Olur… O kadar mükemmeliyetçidirler ki, ayrıntılara takılmaktan sonuca gidemezler.

İş kendilerine göre iyi oluncaya kadar beklerler. Bir türlü başlayamazlar. Başlasalar bile sürekli bir şeylere takılırlar. “Hop yaptım bitti…” diyemezler ve diyemedikleri için iş bitmez.

Mükemmeliyetçi işkolikleri ikiye ayırmak gerekir. Birinci grup titiz ve detaycıdırlar. Takıntılı olurlar. Bunlara obsesif diyoruz. Diğer tip ise narsisistik mükemmeliyetçilerdir. Onlar kendilerini beğenir ve severler. İşi aksatmayı, eksik yapmayı kendilerine yakıştıramazlar, yediremezler. Bir şey tam olmadıkça tatmin olmazlar.

Çok çalışmak işkoliklik midir? İşkolizm nerede başlıyor? Aslında çok çalışmak değil, çalışmayı durduramamak işkolizmdir. Tüm araştırmalar bu bulguya işaret ediyor.

Bağımlılıktan söz ederken kimyasal ve davranışsal bağımlılık olarak ikiye ayırma eğilimi son yıllarda önem kazandı. Uyuşturucu veya alkol bağımlılığı kimyasal bir bağımlılık; kumar, internet vb ise davranışsal bağımlılık olarak değerlendiriliyor.

Ama her iki tip bağımlılıkta da beyinde benzer bulgular saptanmış durumda. Kimyasal olarak beyinde yaratılan değişiklikler bağımlılık yaparken, davranışsal olarak geliştirdiğimiz alışkanlıklar sonucu da beyin değişiyor.

Bunun önemi nedir? Bazen yanlış olduğunu bildiğimiz halde bazı davranışlarımızı sürdürürüz. Çünkü aslında o davranışı biz değil beynimiz yürütüyordur. Ve bizim beynimiz üstünde hakimiyetimiz bağımlılık yüzünden zayıflamıştır. Hoşlanmasak da, isteriz…

İşkolizm de aslında bir davranışsal bağımlılıktır. Davranışsal bağımlılıkların tüm özelliklerini taşır. Zaman içinde giderek yapılan davranışın süresi artar yani kişi işini azaltacağına inanır ama giderek işi daha da artar. Buna tolerans gelişimi diyoruz.

Kontrol etmekte güçlük yine sık görülen bir sorundur. Kişi yaşamında işi kontrol edemez. Birçok başka alanda iradeli olduğu halde, iş hayatı kontrol dışıdır. Ama hep kontrol etmeye çalışır. Hep bir bahanesi vardır. Ya birileri fazla iş vermiştir veya birileri işini az yapmıştır. Sonuçta o hep fazla çalışır…

Çalışmadığı zaman kendisini kötü hisseder. Bir eksiklik duygusu vardır. Bu durum işten atılma korkusundan ziyade, bir yoksunluk halidir. Başka şeyler onu oyalayamaz. Aile ve sosyal hayatı giderek bozulur. Kendi sağlığı da olumsuz etkilenmeye başlar.

Zaman içinde zarar görmesine rağmen yine de bu davranışlarını değiştiremezler. Yanlış olduğunu bildiği halde davranışlarını sürdürürler. Artık kontrol kendilerinde değil beyinlerindedir. Tabi burada bütün suçu beyne atmıyoruz! Ama kişinin beyniyle mücadele motivasyonu ve gücü azdır.

İşkoliklerin bir kısmı işyeri kültürü nedeniyle işkolikleşirler. İşyerinde sürekli çalışmak ve çalışmak kültürü varsa, çalışanları işkolizme sürükler. Sıkı rekabetin olduğu ortamlarda da işkolizm gelişme riski yüksektir. İşyerindeki rol modeller işkolikse, yeni işkoliklerin yaratılma ihtimali yüksektir.

Bir işveren için işkoliklerden oluşmuş bir işyeri cennet midir, yoksa bir cehennem mi? İşkolizim zaman içinde performansı düşürür. Nasıl ki bir adet çikolata zevk verir ama bir kilo çikolata insanı kusturursa, işkolizmde sonuçta zarar getirir. İş performansının düşmesi yanında işkolikler de fiziksel hastalık görülme sıklığı da daha yüksektir.

Köşeye sıkışan bir kedinin yapabileceği son şey tırmık atmaktır. Ruhunu çalışarak köşeye sıkıştıran bir işkoliğin ruhu dayanamaz ve emosyonel boşalım gösterir. İşyerinde diğer çalışanlarla belirgin sorunlar görülmeye başlar. Öfke patlamaları özellikle çok sıktır.

Bir arabayı saatte 200 km hız ile hiç mola vermeden kaç saat kullanabilirsiniz ki? Sonunda su kaynatır.

Danışan olarak gördüğüm işkoliklerin önemli bir özelliği genelde yorulunca mola vermeleridir. Halbuki yorulunca mola vermenin, performansa önemli bir pozitif katkısı olmadığını biliyoruz. Yorulmadan ara vermek, yani belli periyotlarla mola vermek ise zihne bir tazelenme sağlayacağı için performansı pozitif etkiler.

İşkoliğin kendini kontrol etmeyi öğrenmesi gerekir. Ama öğrenmeye çalışmayı kontrol etmekten başlamak yerine, ara vermeyi öğrenmekten başlamak daha yararlı olmaktadır.

Ama çalışmayınca ne olacak? Bir işkolik için en zor sorulardan birisi budur. Çünkü genelde kendilerini oyalamayı bilmezler. Daha önceleri bir hobileri olsa bile, zaman içinde bu hobilerini unutmuşlardır.

“Nelerden zevk alırsınız” diye sorduğumda, genelde bir düşünce kaplar insanları. Çalışmaktan dolayı zamanla zevk aldıkları diğer alanları unutmuş gibidirler. Aslında bu doğru bir savdır. Çünkü beynimizde haz ve öğrenme bölgeleri yan yanadır. Hazları zamanla unutabiliriz. Ama öğrenebiliriz de!

Bu nedenle zevk almasa bile kişinin zevk alabileceği etkinlikleri artırması yararlı olmaktadır. İlk başta eziyet gibi zevk alacak etkinlikleri yapanlar, bir süre sonra zevk almaya başlamaktadırlar. Unutmayalım ki, bir davranış en az 3 ayda değişir!

Bir danışanım öfke kontrolü için başvurmuştu. İşyeri, eğer öfke kontrolünü sağlayabilirse genel müdür olabileceğini kendisine iletmişti. Ben ondan sadece eskiden sevdiği ama uzun zamandır yapmadığı halı saha maçlarına zaman ayırmasını istedim. O şimdi genel müdür!

İnsan çok karmaşık bir yaratık. İnsanı sadece beyniyle anlayamıyorsunuz. Geçmişi de tek başına yeterli değil. Aile özellikleri, davranışları veya çevresi de bize tek başına bilgi vermiyor. Tüm bunların oluşturduğu binlerce kombinasyon bize o kişi hakkında bilgi verebiliyor.

Her işkolik farklı. Her insanın farklı olduğu gibi. Davranışları değiştirmek içinse tek tip bir reçete yok. Mucize yok. İnsan var…

Kültegin Ögel

Meraklısı için kaynaklar

THOMAS W. H. NG, KELLY L. SORENSEN AND DANIEL C. FELDMAN Dimensions, antecedents, and consequences of workaholism: a conceptual integration and extension J. Organiz. Behav. 28, 111–136 (2007)

Taris, T. W., Schaufeli, W. B., & Verhoeven, L. C. (2005). Workaholism in the Netherlands: Measurement and implications for job strain and work-nonwork conflict. Applied Psychology: An International Review, 54, 37–60.

Seybold, K. C., & Salomone, P. R. (1994). Understanding workaholism: A review of causes and counseling approaches. Journal of Counseling and Development, 73, 4–9.

Porter, G. (2001).Workaholic tendencies and the high potential for stress among co-workers. International Journal of Stress Management, 8, 147–164.

 

 
 
SON 0 YORUM Yorum Gönder  

Kişisel

Herkes için...

Akademik

web siteleri