ana sayfa

| iletişim | eski ogelk.net |
Ara  
 

 
Ana Sayfa  » Herkes için... » Yaşamla Dans » Her şeyin bir yaşı var mıdır? Ne zaman baba olunmalı? PAYLAŞ  

Her şeyin bir yaşı var mıdır? Ne zaman baba olunmalı?

 

Kimin ruhen hangi yaşta olduğunu kim bilebiliyor ki? Bulunduğumuz yaş öyle bir relatif noktadır ki, nereye yakın olduğumuzu bilmek mümkün değildir. Kimi zaman bir genç, bir yaşlıdan ölüme daha yakındır.  Bazen bir genç için yaşanmışlar, bir yaşlı için yaşanacaklar kadar önem arz eder.

20-35 yaş arası erkekler genelde hedeflerin peşinde koşarlar. Kariyerde üst noktalara, arabaya sahip olmaya, gücü elde etmeye uğraşırlar. Bu hedeflerden arasında çocuk sahibi olmak da varsa, o zaman bu yaşlar çocuk sahibi olmak için iyi yaş olara kabul edilebilir.

35'lerinde hayat stabilite kazanır. Hedeflerin önemli bir kısmına ulaşılmıştır. Şimdi eksiklikler giderilecektir. Özellikle duygusal alandaki eksikliklerin giderilmeye çalışıldığı dönemdir. Para, güç vs vardır ama sevgi eksik kalmış olabilir. İşte bu eksiklik varsa ve çocuk bu eksikliği giderecekse, bu yaş çocuk sahibi olmak için ideal olabilir.

40-45lerde başlayan dönemde ise “aman allahım ben ne yaptım” veya “eyvah gençlik treni kaçtı!” kaygılarının yaşandığı yaşlardır. Koşturmaktan yaşayamadıklarını düşünmeye başlar insanlar. Eğer eksik kalan ve yaşanmamış şey çocuk ise, o zaman bu yaş çocuk yapmak için ideal olabilir.

Çocuk yapmanın yaşı değil, hazır olma duygusu vardır.

Çocuk yapmaya hazır olmak!

Bir çocuğa kimi zaman yirmisinde, kimi zaman ellisinde hazır oluruz.

Kadınlardan sık duyduğumuz bir cümledir: “canım çok çocuk istiyor!”. Nereden icap etti de canı çok çocuk çekti? Bir yerlerden bir ses gelir, tam açıklayamadığımız bir sestir bu, mantığı da yoktur. Ama canı çeker işte!

Duygularımızdır bu ses. Anlamlandıramadığımız, tam olarak açıklayamadığımız bir biçimde bir şeyleri isteriz. Eğer az bir mantık süzgecinden başarıyla geçmiş bir kararı, duygularımız destekliyorsa, bu karar genelde doğru çıkar. O gün nedenlerini açıklayamayız ama zihnimiz arka köşelerinde bizim haberimiz olmadan hesabını kitabını yapmış ve kararını vermiştir.

Mantıken “olabilir”i yakaladığımızda, dönüp duygularımıza sormak gerek. “Sen ne istiyorsun?”. İçeriden gelen mantıktan izole edilmiş ses eğer “istiyorum be…” diyorsa, mantığın sözü artık orada geçmez.

Doğruları, iyileri, gerçekleri topladığımızda çocuk yapma zamanının kabul edilebilir en alt çizgisini yakalarsak, kararı duygulara bırakmak en doğrusudur… Yaşın kaç olmasının önemi yoktur.

Çocuk yapmak için ideal zaman, ne zaman?

Aslında idealleri biz yaratırız. İdeali biz koyarız, sonra da peşinden koşarız. İdealler yakın hedefler değildir. Kolay ulaşılabilir hedefler de ideal olamaz. İdealler uzak bir yerde, belki de hiç ulaşılamayacak olanlardır. “En iyi yaş”ı tanımlamak kadar, “en iyi baba”yı tanımlamak da zordur.

İmkansız mükemmellerdir ideallerimiz.

Hep bir “daha iyisi” vardır. “Daha iyi” neyse ona ulaşmaya çabalarız. O zaman bekleriz, bekleriz. En iyisi olacak diye bekleriz. Halbuki, en iyisi bizzat “iyisi”dir.

“Araba da alayım o zaman çocuk yaparım”, “biraz daha ağırlaşayım öyle çocuk yaparım” gibi ideal zaman arayışı en iyiye değil, genelde en kaotiğe götürür bizi. “Kararsızlık” durağında oyalanırız. Mantık duyguları kirletir. Mantıksız duygu olmaz ama duygusuz mantık da olmaz.

Mantığın karar veremediği yerde, içinizden gelen sese bakın, o doğruyu söyler!

İdeal baba var mıdır?

İmkansız mükemmellerdir ideallerimiz…

İyi baba vardır. İdeal baba yoktur.

Babalık yapabilen kişidir “iyi baba”.

Babasından gördüğünden daha fazlasını yapandır, “iyi baba”.

“Ben yaptım, sen yapma” demeyen babadır, “iyi baba”.

Acil durumda her zaman var olandır, “iyi baba”.

Yöneten değil yönlendirendir, “iyi baba”.

Tüm bunları yaparken doğal olandır, “iyi baba”.

Ya zamanında olmazsa?

Gerçekten hazır olmadığınız zaman çocuğunuz olursa? O zaman doğru zaman değilse? Aslında zamansız olan şeyler de bazen zamanlıdır. Belki zamansız olmuştur ama hiçbir sorun yaratmaz ve her şey yolunda gider. Belki bize göre zamanı değildir, ama aslında “tam zamanıdır”.

Bu nedenle “zamansız” dediğimiz şeylerin gerçekten “zamansız” olup olmadığını zaman gösterir. Ön yargılı yaklaşmak sorunu yaratır.

Gerçekten zamanı değil, yani kişi baba olmaya hazır değilse o kişiyi bekleyen eksiklik duygusudur. Hem hayatını ve planladıklarını tam olarak gerçekleştirememek, hem de babalığı tam yapamamak! Bu eksiklik duygusu yaratır. Eksiklik duygusu zaman içinde suçluluk duygusuna dönüşebilir. Baskı altındaysa, eksiklik duygusu öfkeye dönüşebilir.

Çocuk için bu durum iki ayrı sonuç doğurabilir. Bazen çocuklar, bunu normal olarak kabule derler ve yaşarlar. Başka türünü bilmedikleri için bu onların normalidir. Eksik de olsa, çoğu zaman yeterlidir. Bir diğer grup çocuksa bunu “sevilmiyorum” duygusuyla eşleştirir.

Yazan: Kültegin Ögel 

 
 
SON 0 YORUM Yorum Gönder  

Kişisel

Herkes için...

Akademik

web siteleri