ana sayfa

| iletişim | eski ogelk.net |
Ara  
 

 
Ana Sayfa  » Herkes için... » Ruh Sağlığı » Fiziksel hastalıklarda ruhsal durum » Psikiyatrik açıdan mide barsak sistemi (GIS -gastrointestinal sistem) PAYLAŞ  

Psikiyatrik açıdan mide barsak sistemi (GIS -gastrointestinal sistem)

 

Şehirleşme ve endüstrileşme yolundaki hızlı toplumsal gelişme ve değişmeler sonunda, birey  her geçen gün daha gergin hale gelmektedir. Bu gerginlik ise değişik psikosomatik hastalıklar, özellikle de gastroduodonal hastalıklar biçiminde kendini göstermektedir.

Duygularla gastrointestinal sistem (GIS) arasındaki yakın ilgiyi dilimizde de görmek mümkündür. Sevgi, nefret, bağımlılık, cezalandırma, hakimiyet, zorlanma ve diğer duyguların anlatımında midemizi ve barsaklarımızı kullanmaktayız. ‘Tatsız konu”,”yutulur gibi değil”, “midesiz”, “hazmedememek”, “yüzüne tükürmek” gibi. Daha buraya alınamayacak türden barsak, feçes, anüs kelimelerinin dahil olduğu birçok terim hoş ve nahoş duygularımızı ifade etmek için de kullanılır.

Mide

Uzun yıllardan beri stres ve peptik ülser arasındaki ilişki üzerine pek çok araştırma yapılmıştır. Bu kişilerin kronik anksiyete hali gösteren, bağımlılık ve bağımsızlık arasında yoğun çatışma yaşayan, cinsel doyum arayışı içinde olan insanlar olduğu düşünülmüştür. İkinci Dünya Savaşı sırasında, şiddetli duygusal gerginlik içinde bulunan İngiliz havacılar arasında ülser daha sık bulunmuştur. İlkel toplumlarda ülserin nadir, sanayileşmiş toplumlarda ise sık olduğunu gösteren çalışmalar vardır. Ancak ne yeni başlangıçlı ülserde ne de kronik vakalarda emosyonel etkenlerle hiçbir ilişkinin saptanamadığı araştırmalar da mevcuttur. Ülser ile emosyonel faktörler arasındaki ilişki konusunda deneysel imkanların sınırlı olması nedeniyle kesin bir şeyler söylemek mümkün olmasa da, stresin etkin olduğunu söylenebilir.

Özefagus (yutak borusu) hareket bozuklukları

Psikiyatrik hastalıklarla bazı özefagus hareket bozuklukları arasındaki ilişki; psikiyatri ve dahili tıbbın yan yana geldiği durumlardan biridir. Örneğin mizaç ve anksiyete bozukluklarıyla, diffüz özefagal spazm gibi anormalliklerin sıklıkla ilişkili olduğu bulunmuştur. Bir çalışmada, özefagal motilite bozukluğu olan diabetik hastaların % 87’sinde depresyon, distimi ve yaygın anksiyete bozukluğunun bulunduğu, normal monometrik  bulgulu diabetik hastaların sadece % 21’inde psikiyatrik bozukluk olduğu saptanmıştır.

Psikiyatrik hastalıklarla GİS hastalıkları arasında bir ilişki saptandığında hastalar tedavi planının bir parçası olarak psikiyatrik değerlendirme ve tedaviye ihtiyaç duyabilirler.

Abdominal (karın) ağrılar

Etyolojik bilinmeyen abdominal ağrıda bazı semptomların alevlenmesinin kısmen stresle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu tarz bir yakınması olan hastada klinisyen, teşhis edilmemiş bir hastalıktan kaynaklanan yakınmaların bu hasta grubunda % 35 gibi yüksek bir oranda olduğunu unutmamalıdır. Bu durumun varlığı mevcut semptomları açıklayabilir.

İrritabl kolon (hursuz barsak) sendromu

Araştırmalar bu hastalarda emosyonel stres ve somatik semptomlar arasındaki ilişkiyi desteklemesine rağmen, bu hastalarda psikiyatrik hastalık sıklığının yüksek olduğu konusu tartışmalıdır. İrritabl kolon sendromu için medikal ve psikiyatrik  çeşitli tedaviler önerilmesine rağmen (antikolinerjik ajanlar, psikoterapi, relaksasyon teknikleri gibi); sonuçları değerlendirmek zordur. Bunun sebebi tanı kriterlerindeki değişebilirlik ve plasebo kontrol grubunun yokluğudur. Anksiyolitik ve Antidepresan ilaçlar da çeşitli başarı oranlarındaki sonuçlarla kullanılmaktadır. Örneğin irritabl kolon sendromunun öncelikle diare ile seyreden formlarında trisiklik antidepresanların etkili olduğu bulunmuştur. Bu hastalarda depresyon yüksek sıklıkla bildirilmesine rağmen, trisikliklerin etkinliğinin ana mekanizması açıklanamamıştır.

Crohn hastalığı ve ülseratif kolit

Crohn hastalığı ve ülseratif kolit gibi inflamatuar barsak hastalıkları, psikosomatik mekanizmayla ilişkili kabul edilmektedir. Bu hastalıkların presipitasyonunda kişilik faktörleri ve psikolojik değişiklikler tespit edilmesine rağmen kesin bir bağlantı yoktur. Bu hastalarda kontrol gruplarıyla karşılaştırıldığında depresyon yüksek sıklıkta bulunur. Bir çalışmada eşlik eden psikiyatrik hastalığın varlığının, fiziksel iyileşmeye engel oluşturduğu saptanmıştır. Psikiyatrik nedenler bu hastalıkları başlatıcı faktörler olmayabilir ancak depresyon bu hastalarda özellikle de Crohn olan hastalarda sıklıkla görülür. Bundan dolayı bu hasta grubunda kapsamlı bakım ve tedavinin bir parçası olarak psikiyatrik değerlendirme de gereklidir.

Karaciğer hastalıkları

Karaciğer hastalıklarının hemen her çeşidi özellikle de  viral etiyolojili olanlar kronik güçsüzlük, isteksizlik, kayıtsızlığa neden olarak depresyon ve organik mizaç bozukluğunu taklit edebilir ve bunlarla karışabilirler.

İlaçlar ve mide barsak sistemi (GIS)

Karaciğer hastaları özel psikofarmakolojik değerlendirme gerektirir. Akut inflamatuar hepatit gibi karaciğer hastalıklarında antidepresan ve nöroleptik gibi ilaçların plazma düzeyinde artış olur. Bu ilaçlar aynı zamanda hepatik oksidaz sistemleri yoluyla metabolize edilirler, bu nedenle bazı hastalarda bu ilaçların daha düşük dozlarda kullanılması gerekir.

Barbitüratlar ve benzodiazepinler gibi rölatif olarak karaciğerden daha az salgılanan ilaçlar için karaciğerin ilaç metabolize edici yeteneğinde azalma olması bu ilaçların hepatik klirenslerinde azalmaya neden olur. Barbitüratlar ve benzodiazepinler primer olarak oksidasyonla metobolize edilirler. Siroz ve hepatit gibi hastalıklarında varlığında bu ilaçların eliminasyon yarı ömürleri uzun olacaktır. Şiddetli kronik karaciğer hastalığı olanlarda benzodiazepin kullanmak gerektiğinde genel olarak oxazepam (Serepax), tenozepam, lorazepam (Ativan) gibi yarılanma ömrü kısa olanlar seçilmelidir.

Karaciğer hastalıklarına ilaveten gastroentrolojik bazı özel durumlarda psikofarmakolojik tedaviye dikkat edilmesi gerekir. Örneğin; Simetidin ve ranitidin gibi H2 histamin blokerleri peptik ülser hastalığında devrim yaratmışken, bu ilaçların depresyon ve deliryuma neden oldukları bildirilmiştir.

Famotidin i.v. yolla verildiğinde deliryuma neden olabilir. Bu ilaçların konfüzyona neden olabileceği kesinleştirilmiş olmasına rağmen, depresyona neden olduklarına dair bulgular daha zayıftır. Bu ajanların tümünün impotansa neden olduğu bildirilmiştir. H2 blokerleinin yarattığı psikiyatrik yan etkilerin sorun olduğu durumlarda Sukralfate ya da antiasitler alternatif bir tedavi olarak düşünülebilinir.

Magnezyum ve aluminyum içeren jel tipli antiasitler nöroleptik absorbsiyonunu yavaşlatabilirler. Simetidin oksidasyon yoluyla metabolize edilen benzodiazepinlerin (örn. Diazepam) yarılanma ömrünü değiştirebilir ya da uzatabilir. Fakat konjugasyon yoluyla metabolize edilen benzodiazepinlerin (örn. Lorazepam, temazepam. Oxazepam) yarılanma ömürlerini etkilemez. Ranitidinle diazepam metabolizması etkilenmez.

Trisiklik antidepresanlar rölatif olarak zayıf H2 bloke edici etki yaparlar ve deneysel olarak antiülser ajan olarak kullanılmışlardır. Bu nedenle anksiyete ve depresyonu olan peptik ülserlilerde trisikliklerin çift etkisi olabilir. Eğer trisiklikler simetidin ile kullanılmışsa simetidinin, serum trisiklik seviyesini arttırabileceği de akılda tutulmalıdır.

Bulantı ve uzamış mide boşalması sendromu tedavisinde sık kullanılan ve bir dopamin antagonistti olan Metoklopromid’in sedasyon, akatizi, ekstrapramidal sendrom, parkinsonizm ve tardif diskineziye neden olabileceği hatırlanmalıdır. Metoklopromid’in depresyona da neden olabileceği bildirilmiştir.       

GIS bozukluklarda ruhsal tedavi

GIS bozukluğu olanlarda özellikle psikoterapilerin yeri çok önemlidir. Psikoterapiyle birçok GIS rahatsızlık azalabilir. Ancak psikoterapi uygulanmasının birçok hekim için güç olduğu göz önüne alındığında, farmakolojik ajanlardan yararlanmak önem kazanmaktadır.

Herhangi bir ruhsal bozukluk saptanmamış olsa bile, eğer emosyonel faktörlerin fiziksel rahatsızlığı artırdığı ya da iyileştirmesini geciktirdiği düşünülüyorsa, psikofarmakaolojik ajanların kullanılması yarar getirecektir.

Antidepresan ilaçlar, birçok GIS rahatsızlıkta etkilidir. Spazmalar, düzensizlikler, yanmalarda iyi sonuçlar alınmaktadır. Ancak unutulmaması gereken nokta bu ilaçların üç hafta sonra etki göstermeye başlamasıdır. Bu nedenle eğer bir antidepresan ilaç başlanmışsa, tedaviye en az üç ay devam edilmelidir.

Düşük doz nöroleptik ilaçlarda mide barsak sisteminin bozukluğuna yolaçan streslerde etkindir.

Unutmayın...

ü  Ruhsal etkenler GIS rahatsızlıklarının iyileşmesini geciktirebilir.

ü  Ruhsal etkenler GIS rahatsızlıklarının alevlenmesine neden olabilir.

ü  GIS rahatsızlığına ruhsal bir hastalık eşlik edebilir.

ü  Ruhsal bir hastalığı takiben kişide GIS semptomlar ortaya çıkabilir.

 
 

Kişisel

Herkes için...

Akademik

web siteleri